Her ilişkide zaman zaman fikir ayrılıkları ve tartışmalar yaşanabilir. Farklı karakterlere, beklentilere ve yaşam alışkanlıklarına sahip iki insanın her konuda aynı düşünmesi mümkün değildir. Ancak tartışmalar sürekli hale geliyor, aynı konular tekrar tekrar gündeme geliyor ve çiftler neredeyse her konuşmayı kavgaya dönüştürüyorsa ilişkinin iletişim biçimini gözden geçirmek gerekebilir.
Sürekli kavga eden çiftler ne yapmalı? sorusunun tek bir cevabı yoktur. Çünkü her ilişkinin yaşadığı problem farklı olabilir. Bazı çiftlerde iletişim eksikliği ön plandayken bazı ilişkilerde kıskançlık, maddi konular, aileler, zaman ayırma veya geçmişte yaşanan sorunlar tartışmaların temel nedeni olabilir.
Önemli olan yalnızca kavga sayısını azaltmak değil, tartışmaların altında yatan problemi anlayabilmektir.
Çiftler bazen görünürde küçük bir konu nedeniyle tartışırken aslında daha büyük bir problem üzerine tepki veriyor olabilir.
Örneğin bulaşıkların kimin tarafından yıkanacağı üzerinden başlayan bir tartışmanın altında “Ev işlerinde bütün sorumluluğu ben üstleniyorum.” düşüncesi bulunabilir.
Benzer şekilde geç cevap verilen bir mesaj nedeniyle çıkan tartışmanın arkasında “Benimle yeterince ilgilenmiyorsun.” duygusu olabilir.
Çiftler arasında sık tartışmaya neden olabilen konular arasında şunlar bulunabilir:
Sorunun gerçek nedenini bulmadan yalnızca son tartışmayı çözmeye çalışmak, aynı problemin kısa süre sonra yeniden ortaya çıkmasına neden olabilir.
İlişkide sürekli kimin haklı olduğunu kanıtlamaya çalışmak tartışmaları daha da büyütebilir. Çünkü romantik ilişkiler bir mahkeme veya yarışma değildir.
Örneğin partneriniz “Bu konuda kendimi yalnız hissettim.” dediğinde doğrudan:
“Ben ne yaptım ki? Sen de geçen hafta aynısını yaptın.”
şeklinde karşılık vermek, konuşmayı çözümden uzaklaştırabilir.
Bunun yerine önce karşı tarafın ne hissettiğini anlamaya çalışmak daha yapıcı olabilir.
“Böyle hissettiğini bilmiyordum. Seni en çok rahatsız eden şey neydi?”
gibi bir soru, tartışmanın yönünü değiştirebilir.
Bir tartışmada yalnızca söylenen kelimeler değil, söyleme biçimi de önemlidir. Bağırmak, küçümseyici konuşmak veya karşı tarafın sözünü sürekli kesmek iletişimi zorlaştırır.
Tartışma sırasında seslerin yükseldiğini fark ettiğinizde konuşmaya kısa bir ara vermek faydalı olabilir.
Örneğin:
“Şu anda ikimiz de çok sinirliyiz. Biraz sakinleşip daha sonra konuşalım.”
demek, problemi görmezden gelmek anlamına gelmez. Aksine daha fazla kırıcı söz söylenmesini önlemek için bilinçli bir ara vermek olabilir.
Ancak verilen aranın konuşmayı tamamen ertelemek için kullanılmaması önemlidir. Sakinleştikten sonra konuya yeniden dönmek gerekir.
Bazı çiftlerde aynı tartışma farklı günlerde tekrar tekrar yaşanır. Örneğin partnerlerden biri geçmişte yapılan bir hatayı her yeni tartışmada yeniden gündeme getirir.
Geçmişteki sorun gerçekten çözülmediyse konuşulması gerekir. Ancak çözülmüş ve karşılıklı olarak geride bırakılmış bir konunun her tartışmada yeniden kullanılması yeni bir problem oluşturabilir.
Bu nedenle önemli bir konu gündeme geldiğinde yalnızca o anı kurtarmaya çalışmak yerine, sorunun nasıl çözüleceği konusunda ortak bir karar almak daha faydalıdır.
Tartışmalar sırasında kullanılan bazı ifadeler karşı tarafın savunmaya geçmesine neden olabilir.
“Sen zaten beni hiç dinlemiyorsun.”
“Sen her zaman böyle yapıyorsun.”
“Sen hiçbir şeyi önemsemiyorsun.”
gibi genellemeler yerine belirli bir olayı anlatmak daha sağlıklı olabilir.
Örneğin:
“Dün sana önemli bir şey anlatırken telefonla ilgilenmen beni kırdı.”
demek, “Sen beni hiç dinlemiyorsun.” demekten daha açık bir iletişim sağlar.
Böylece tartışma kişinin karakterine değil, belirli bir davranışa odaklanır.
Çiftlerin bazıları kızgınlıklarını doğrudan ifade etmek yerine karşı tarafa küsmeyi veya sessiz kalmayı tercih edebilir. Ancak partnerinizin ne hissettiğinizi tahmin etmesini beklemek iletişimi zorlaştırabilir.
“Beni neden anlamıyorsun?” demek yerine ne hissettiğinizi açıklayabilirsiniz.
Örneğin:
“Son birkaç gündür birlikte yeterince zaman geçiremediğimizi düşünüyorum ve bu durum beni üzüyor.”
Bu ifade, karşı tarafın problemi daha net anlamasına yardımcı olur.
Bir tartışma sırasında geçmişte yaşanan bütün sorunları aynı anda gündeme getirmek, çözümü zorlaştırır.
Örneğin konu hafta sonu için yapılan planın iptal edilmesiyse, beş ay önce yaşanan başka bir tartışmayı konuşmaya başlamak mevcut sorunu çözmez.
Her tartışmada mümkün olduğunca tek bir konu üzerinde kalmak daha sağlıklı olabilir.
Eğer başka bir problem de önemliyse onu ayrı bir zamanda konuşmak daha doğru olacaktır.
Bazı çiftler yalnızca sorun yaşadıklarında iletişim kurmaya başladıklarını fark edebilir. İlişkinin büyük bölümü iş, okul, telefon, sosyal medya ve günlük sorumluluklarla geçiyorsa duygusal yakınlık azalabilir.
Bunu değiştirmek için büyük planlara gerek yoktur.
Örneğin haftada bir akşam telefonları bir kenara bırakıp birlikte yemek yemek, kısa bir yürüyüş yapmak veya gün hakkında sohbet etmek bile ilişkiye katkı sağlayabilir.
Buradaki amaç yalnızca aynı ortamda bulunmak değil, gerçekten birbirinize zaman ayırmaktır.
Kıskançlık, çiftler arasında sık tartışma nedenlerinden biri olabilir. Partnerin sosyal medya hareketleri, arkadaşlıkları veya karşı cinsle iletişimi sürekli tartışma konusu haline gelebilir.
Bu durumda suçlayıcı ifadeler yerine rahatsızlığın kaynağını anlatmak daha sağlıklı olabilir.
Örneğin:
“Bu kişiyle olan iletişimin beni rahatsız ediyor. Bunun nedenini seninle açıkça konuşmak istiyorum.”
şeklinde bir yaklaşım, tartışmanın doğrudan suçlamaya dönüşmesini önleyebilir.
Aynı zamanda ilişkide kişisel alan ve karşılıklı güvenin korunması da önemlidir.
Bir ilişki içinde olmak, insanların bütün zamanlarını birlikte geçirmek zorunda olduğu anlamına gelmez. Partnerlerin arkadaşlarıyla görüşmesi, hobileriyle ilgilenmesi veya zaman zaman yalnız kalmak istemesi normal olabilir.
Sürekli birlikte olmak istemek veya partnerin bütün sosyal çevresini kontrol etmeye çalışmak zaman içinde baskı oluşturabilir.
Sağlıklı bir ilişkide ortak zaman kadar bireysel zamanın da bulunması ilişkiyi daha dengeli hale getirebilir.
Tartışma sırasında hata yaptığını kabul etmek bazı kişiler için zor olabilir. Ancak özür dilemek ilişkinin değerini azaltmaz.
Örneğin:
“Bu konuda seni kırdığımı fark ettim. Söylediğim şey doğru değildi, özür dilerim.”
gibi açık bir özür, “Tamam tamam, neyse.” demekten çok daha anlamlıdır.
Aynı zamanda özrün davranış değişikliğiyle desteklenmesi önemlidir. Aynı davranış sürekli tekrarlanıyorsa yalnızca özür dilemek sorunun çözümü olmayabilir.
Çok yorgunken, işe yetişmeye çalışırken veya öfkenin en yüksek olduğu anda ciddi bir ilişki sorununu çözmeye çalışmak genellikle iletişimi zorlaştırabilir.
Örneğin partneriniz eve yeni gelmiş ve oldukça yorgunsa, “Şimdi ilişkimizdeki bütün sorunları konuşacağız.” demek yerine daha uygun bir zaman belirlemek daha sağlıklı olabilir.
“Bu konuyu seninle konuşmak istiyorum. Akşam biraz dinlendikten sonra konuşabilir miyiz?” demek, hem sorunu ertelemez hem de daha sakin bir iletişim için fırsat oluşturur.
Bir tartışmanın sonunda yalnızca “Tamam, kapandı.” demek yerine gelecekte benzer durumun nasıl yönetileceğini konuşmak faydalı olabilir.
Örneğin sürekli mesajlara geç cevap verme konusu tartışılıyorsa, her iki tarafın beklentileri açıkça konuşulabilir.
Bir taraf iş sırasında telefona bakamıyorsa bunu açıklayabilir. Diğer taraf da her geç cevabı ilgisizlik olarak yorumlamamaya çalışabilir.
Amaç kusursuz bir sistem oluşturmak değil, iki kişinin de beklentilerini anlaşılır hale getirmektir.
Her çiftin sorunlarını kendi başına çözmesi mümkün olmayabilir. Tartışmalar çok sık yaşanıyor, iletişim tamamen kopuyor veya aynı problemler sürekli tekrarlanıyorsa çift terapisi gibi profesyonel destek seçenekleri değerlendirilebilir.
Özellikle iletişim kurmanın neredeyse imkânsız hale geldiği durumlarda tarafsız bir uzman, çiftlerin birbirlerini daha iyi anlamalarına yardımcı olabilecek yöntemler sunabilir.
Bunun yanında ilişkide tehdit, korkutma, fiziksel şiddet, zorlayıcı kontrol veya güvenliği tehdit eden başka davranışlar varsa konu yalnızca “iletişim problemi” olarak değerlendirilmemelidir. Böyle durumlarda güvenlik ve profesyonel destek öncelikli olmalıdır.
Yorumlar